ŞERİF MESUTOĞLU DAVASI

260

ŞERİF MESUTOĞLU DAVASI

ŞERİF MESUTOĞLU 2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASIYLA İÇERİDE ÖLECEK Mİ YOKSA YARGITAY CEZASINI BOZACAK VE BERAAT Mİ EDECEK? BU SORUNUN CEVABINI DUYARLI KAMUOYU VE SORUMLULUK SAHİBİ BASIN EMEKÇİLERİ VERECEK.

Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk, 11 Eylül 2016’da Derik Belediyesi’ne kayyım olarak atandı. Safitürk 10 Kasım 2016’da makamına konulan bombanın patlaması sonucu vefat etti. Saldırıdan sonra 71 kişi gözaltına alındı, 15 kişi tutuklandı ve daha sonra serbest bırakıldılar. Bir kişi hariç: Kaymakamlıkta Yazı İşleri Şefi olarak görev yapan Şerif Mesutoğlu.

Şerif Mesutoğlu’nun eşi Saime Mesutoğlu’nun olay anlatımı ve kamuoyundan talebi şöyle;

Olay olduktan yaklaşık 2 saat sonra Şerif hastanede iken ifadesine başvurulmak üzere götürüldü Derik emniyetine. Oradan da Mardin Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler. Aynı gün Mardin valisinin yaptığı açıklama ile katil ilan edildi ve aynı gün memurluk görevinden KHK ile ihraç edildi. Şerif göz altında iken hem fiziki hem de psikolojik işkenceye maruz kalmıştır. 29 günlük gözaltı süresince defalarca götürüp işkence yapmışlar ve battaniye içinde baygın bir şekilde hücreye getirmişlerdir bu olayı üstlenmesi için. Şerif’i ben ve çocuklar ile tehdit etmişler eşini tutuklayacağız çocuklarını öldüreceğiz diye. Şerif’e ya yazı işleri müdürü Tahsin Erdaş yaptı de ya bu kağıdı imzala. Bunları yapmazsan seni delillendirecegiz,  eşini tutuklayacağız demişler ve bunları yaptırmak için defalarca işkence yapmışlar.

Olaydan 2 gün sonra eve, beni almaya gelmişler. Ben Mardin’deydim telefonla aradılar Derik emniyetinden. Mardin’de olduğumu söyleyince oradaki emniyete git ifadene başvurulacak dendi. Gidince de gözaltına alındığım söylendi. Bana gözaltında iken psikolojik işkence yaptılar. Bana açıkça suçu eşim Şerif Mesutoğlu’nun üzerine atmamı istediler. Beni ailem ve çocuklarım ile tehdit ettiler. Şerif yaptı de seni çocuklarının yanına gönderelim dediler. Mülakat adı altında hukuksuz bir şekilde götürüp işkence yaparak  yapmadığımız bir olayı üstlenmemiz için uğraştılar ama biz canımızı ortaya koyarak defalarca yapmadığımızı dile getirdik.

Şerif, 16 Nisan 2018 günü duruşmada segbis üzerinden ifade verirken, söylemesi gereken şeylerin olduğunu ama kimsenin odada olmaması gerektiğini dile getirdi. Arkadaşları odadan çıktı. Onlar çıkınca kapıyı kapatıp arkasına sandalye koydu ve ifadesine başladı. Siz beni kurban seçmişsiniz. Bu dosyayı benim üzerimden kapatacaksınız. Benim hiçbir talebim incelenmiyor.  Gerçekleri ortaya çıkarmak için değil, dosyayı benim üzerimden kapatmak için çaba harcıyorsunuz dedi .Benim ifadem budur. Ben bu olayda yokum. Ben yapmadım tekrar ediyorum benim cansız bedenim suçsuzluğumun ispatıdır diyip bedenini ateşe verdi.

5 gün Urfa’da hastanede kaldı ve hiçbir tedavi yapılmadı. Üçüncü derece yanıkları olmasına rağmen bir ağrı kesici bile yapılmadı. Urfa’da 500 yataklı devlet hastanesinde olmasına rağmen burada değil denildi bize. Bunun üzerine, başhekime Şerif öldürülürse ben seni tanırım dedim ve durumu anlatım.  Katillerin bu dosyayı kapatmak için Şerif’i öldürebileceklerini söyledim. O gece ring aracı ile Ankara Numune Hastanesi’ne götürüldü. Bir sonraki gün götürüldüğünü öğrendim ve Ankara’ya gittim.  Şerif’e doku nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyat yapılırken narkoz verilmedi göz teması kesilmeyecek kameraya bakacak denildi. Anlayacağınız o süreçte de işkence devam etti.

Şerif’e refakat etmek için izin aldım ama hastane kabul etmedi. Kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir dendi. Üçüncü derece yanıkları vardı ve doku nakli olmuştu. Buna rağmen izin verilmedi. Şerif Ankara’da iken iki defa serumuna ilaç konulduğunu, bu ilaçtan sonra kötü olduğunu, ilacı hemen çıkardığını söyledi. Bu ilaç verildikten sonra saatlerce hiç kimsenin odaya gelmediğini hatta çağırmasına rağmen kimsenin gelmediğini söyledi. Normalde 10 dakikada bir beni kontrol ederlerdi ama o ilaçlar verilince saatlerce kimse yoktu dedi.

Şerif 2 defa ölüm orucuna ve bir kere de açlık grevine girdi. Açlık grevi 229 gün sürdü. Elinde olan tek şey bedeni ve onunla mücadele ediyor. Ölmek için değil aslında yaşamak için.

Ben de cezaevinde iken 2 çocuğum perişan oldu. 4 ay kaldım cezaevinde. Çocuklarım ve benim psikolojimiz bozuldu yıllardır. Psikolojik destek alıyoruz.  İş imkanım yok. Olsa da şu anda çalışacak durumda değilim.  Çocuklar küçük ve bizim için tehditler devam ediyor bu katiller dışarıda dolaştığı sürece. Hem manevi hem de maddi çok zorluklar yaşıyorum. Büyük kızım daha 9 yaşında. Beni güldüren tek kişi var oda babam ama yanımda değil diyor… Benim çocuklarımın bütün hayallerinde babaları var.  Babaları ile okula gitmek, maça gitmek vb. Ben bu hayallerin bir an önce gerçekleşmesi için 5 yıldır mücadele ediyorum ve etmeye devam edeceğim. Katiller bulunsun. Yok, bulamıyorlarsa bile Şerif katil değil.  Şerif’i bir an önce serbest bıraksınlar. Sadece adalet istiyorum çocuklarımın yüzü gülsün artık yeter zulüm bitsin…

Şerif’e 2 ağırlaştırılmış müebbet ve 18 yıl ceza verildi. Yargıtay savcısı cezayı uygun bulmuş ve şu anda heyet karar vermek üzere kamuoyu bu davayı gündemde tutarsa bozulabilir. Yoksa kapatacaklar Şerif’in üzerinden dosyayı. Bütün kamuoyundan bu konuda destek bekliyorum gerçeklerin ortaya çıkması için hepinizin desteğine ihtiyacım var duyarlı olan herkese teşekkür ederim.

Bu kısaltılmış hali o kadar çok yaşanılmış acı var ki. Bu arada şerif 1988 Doğumlu. Yani en güzel yıllar geçip gitti.  Hiç kimse giden yılları geri getiremez. Birilerinin iç hesaplaşmasının kurbanı olduk.

HUKUKÇULARIN GÖZÜNDEN MESUTOĞLU DOSYASI

Olay Özeti

10 Kasım 2016 tarihinde, Mardin/Derik ilçesi kaymakamı Muhammed Fatih SAFİTÜRK’ün öldürülmesi olayı ile ilgili olarak Şerif Mesutoğlu tutuklanmış, dosyası Yargıtay aşamasındadır. Şerif Mesutoğlu’nun uzaktan kumandalı bir bomba ile eylemi gerçekleştirdiği, kullandığı eldivenleri olaydan sonra tuvalet camından, kumandayı ise tuvalet deliğine attığı iddia edilmiştir.

Hukuka Aykırı Deliller

  • Olayın gerçekleştiği gün yapılan olay yeri inceleme tutanağı 2016/51 ve bir gün sonra hazırlanan 2016/51-1, 2016/51-2 tutanaklarda suçlamalara delil olarak gösterilen eldivenler yer almamaktadır. Dosyada suç delili olarak gösterilen eldivenler 2 gün sonra kaymakamlık binası bahçesinde bulunmuş ve buraya kaymakamlık binasının erkekler tuvaletinden atıldığı iddia edilmiştir. Eldiven içerisinde bulunan kıllar Şerif Mesutoğlu’nun DNAsıyla eşleştirilmiş ve ona ait olduğu tespit edilmiştir.Eldivenler olaydan 2 gün sonra bulunmuş ve bu süre içerisinde nezarethanede Şerif Mesutoğlu’nun kolunda bulunan damar yolunu yerleştirmek için yapıştırılan plaster bant ile derisinden kıl örneği alınabilinmiştir. Orada bulunan Mustafa DİNÇER, Servet DAĞLI, Rojin AYDIN, Gülseren YÜZAL, İbrahim Halil KARAKAŞ, Zinnet ERDAŞ şahittir. Plaster bant kolundan çıkarıldıktan sonra, üzerindeki kıllar alınıp eldivene yerleştirilerek 2 gün sonra kaymakamlık binasında bulunan Mal Müdürlüğü penceresinden atıldığı avukatları tarafından iddia edilmiş (eldivenlerin Mal Müdürlüğü penceresi hizasında bulunduğu gerekçesiyle) ve yine avukatların camları gören başkaca kameraların inceleme talepleri reddedilmiştir. Mal Müdürlüğü penceresini gören kameradaki görüntüler patlamadan 10 saniye sonra atılan eldivenin, video üzerinde yapılan oynamalar sonucu daha sonradan eklendiğini ortaya çıkaracağı belirtilmiştir.

 

  • Olay yeri inceleme tutanağında “Derik Terörle Mücadele Büro Amirliğinin talebi üzerine kaymakam makam odası karşısındaki Şef odasında ve Yazı İşleri Müdür odasında… vücut izi alındı” ibaresi yer almaktadır. O katta 20 kadar oda olmasına rağmen, Derik TEM sadece Şerif Mesutoğlu ve müdürün odasından vücut izi almıştır. Tüm odalardan vücut izi alınmamıştır. Alanında uzman kişiler değil de Derik TEM tarafından vücut izi alınması talep edilmiştir. Hem Eldivenin bulunduğu olay yeri incelenmesinde hem de kumandanın bulunduğu olay yeri incelemesinde “Günün nöbetçi savcısı ile görüşülerek talimatları eşliğinde…” şeklinde rapor tutulmuş. Nöbetçi Savcı Burhan Şahin KAYA’nın tutanaklarda imzası yoktur.

 

  • Şerif Mesutoğlu’nun bombayı patlattıktan sonra kumandayı tuvalet deliğine attığı iddia edilmiştir.Dosyadaki evraklardan kumandanın çalışır vaziyette bulunduğu belirtilmektedir. Yaklaşık 29 saat sonra ortaya çıkan ve bu süre boyunca tuvalet S borusu içerinde bulunan suyun içinde kalan bir teknolojik aletin hala çalışıyor olması mümkün değildir.Kumandanın bulunduğu olay yeri incelenmesinde kumandanın renginin beyaz olduğu tutanak altına alınmıştır. (2016/51-2) Aynı şekilde kriminal daire başkanlığının 2016/505 nolu uzmanlık raporunda kumanda beyaz olarak geçmektedir. Ancak Mardin İl Emniyet Müdürlüğü’nün, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılan 08/12/2016 tarihli üst yazıda kumandanın rengi KREM olarak geçmiş, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Eşya makbuzunda ise yine kumandanın rengi KREM olarak geçmektedir. Bu çelişki giderilmemiş, bu konudaki talepler reddedilmiştir.2016/51-2 olay yeri inceleme tutanağında kumandanın tek parça halinde olduğu, Kriminal Daire Başkanlığının tutanağına göre ise kumandanın parçalar halinde olduğu görülmüştür. Yine bu çelişki de giderilmemiştir. Kumandanın kim tarafından nasıl bulunduğu şaibeli, gerçeği yansıtmamaktadır.2016/51-2 olay yeri inceleme tutanağında belirtildiği üzere Derik Tem büro görevlileri tarafından bulunmuş ise ilk bulunduğu tutanakta neden imzaları yoktur. Olay yeri inceleme uzmanları tarafından bulunmuş ise bunu neden ilk olay yeri incelemede bulmamışlardır da 3. olay yeri incelemede bulmuşlardır. Bu iki tutanak arasındaki çelişkide de kumandanın daha sonradan tuvalet içerisine bırakıldığı anlaşılmaktadır.

 

  • Şerif Mesutoğlu’nun bombayı Çınar ilçesine giderek PKKden teslim aldığı söylenmiş ve bu durum da tanık beyanlarıyla (Lenin AKSOY, Ümran CENGİZ) desteklenmeye çalışılmıştır. Ümran CENGİZ bombayı yerleştiren ve patlatan şahsın farklı şahıslar olduğunu belirtmiştir. Lenin AKSOY ise eylemi Diyarbakır bölgesinden biri yapmış olabilir şeklinde ifade vermiştir. Olaydan önce belediye veya kaymakamlık çalışanlarıyla herhangi bir görüşmemiz olmamıştır şeklinde beyanda bulunmuştur. Şerif Mesutoğlu ise Çınar ilçesine gitme mevzusunu yaşadığı ailevi sorunlar nedeniyle kafa dağıtmak amacıyla gittiğini belirtmiştir.

 

 

  • Şerif Mesutoğlu’nun bombayı kaymakamlık binasına kendisinin soktuğu iddia edilmiştir. Dosyadaki tanık beyanlarında kaymakamlık binasına giren her şahıs x-ray cihazından geçmekteydi denilmiştir. Ayrıca X-Ray cihazı öttüğünde ise kişi elle detaylı olarak aranmaktaydı denilmiştir. Bu durumda bombayı kaymakamlık binasına sokabilmiş olması imkânsız bir durumdur. Kaymakamlık binasına aranmadan girebilen 3 şahıs mevcuttur. Kaymakamın kendisi, özel eşyalarını taşıyan ve kaymakamın şoförü olan Mustafa DİNÇER ve koruma polisi Mehmet KAHRAMAN. Bu 3 şahıs dışında binaya giriş yapan herkes detaylıca ve en ince detayına kadar aranmaktaydı. Kaymakam odasının anahtarı ise koruma memuru Mehmet ve Fikret BAĞİ’da mevcut olup kesinlikle başka kimsede bulunmamaktadır. Bu hususlar bile ne bombayı binaya sokabilecek ne de yerleştirebilecek imkânlara sahip olmadığının apaçık göstergesidir. Kaymakamlık binasına girerken ki videosu dosyada mevcut olup, diğer günlerden hiçbir farkı olmadığı gözlemlenmiştir. Şayet iddia edildiği gibi bombayı yanında taşıyarak getirseydi o günkü hal ve hareketleri farklılık teşkil edecekti. O güne ait görüntülerin uzman incelenmesine tabi tutularak hal ve hareketlerinde bir anormalliğin olup olmadığının incelenmesi ve aynı zamanda X-Ray cihazı başında duran görevli polislerin bilgisine başvurulması talep edilmiş ve reddedilmiştir.

 

DELİLER DEĞERLENDİRİLMEMİŞ

 

  • Olay yerini detaylı incelenmeden, olay yerinde her türlü işlem yapılmadan, olaydan hemen sonra 20 dakika içerisinde, Derik Belediye personelleri tarafından (Belediye personellerinin ifadeleri sabittir ) temizlenmiştir. Daha sonradan Mardin’den gelen bomba uzmanları, çuvallar ile enkazın bir bölümünü Derik çöplüğünden Derik ilçe emniyet müdürlüğünün bahçesine getirmiştir. İncelemeyi burada yapmıştır. Bu durum emniyet ön bahçe kamerasında mevcuttur. Derik çöplüğüne atılması ve delillerin karartılması, kimin emriyle ve ne amaçla yapıldığı hususu araştırılmamıştır.

 

  • Ambulans olay yerine geç gelmiştir. Ambulansı arayıp Kaymakamın evine yanlış olarak yönlendiren kişi kimdir, amacı nedir? Araştırılması talep edilmiş ancak reddedilmiştir. Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne giderken, ambulansın kim tarafından kamyonlar ile önü kesildiği mevzusunun araştırılması talep edilmiş ancak bu konu da açıklığa kavuşturulmamıştır.

 

  • Kaymakama müdahalede bulunan Derik ve Kızıltepe Devlet Hastaneleri doktorlarının dinlenmesi talep edilmiş, müdahale ederkenki durumunun nasıl olduğu hususunun sorulması ve doktor raporları talep edilmiş ancak bu talepler reddedilmiştir. Yine neden hastane hastane gezdirilip, en son Gaziantep Devlet Hastanesine götürüldüğü açıklığa kavuşmamıştır.

 

  • Derik Devlet Hastanesi, Kaymakamlık Çevresi, Çınar merkezdeki mobese kamerası ve Kızıltepe Devlet Hastanesindeki kamera kayıtlarının hepsi birer delil olduğu halde ve aynı zamanda devlet hastanelerindeki müdahalelerin nasıl geciktirildiğini gösteren kameralarda; nasıl, niçin ve kim tarafından silindiklerinin sorulması talep edilmiş ancak bu taleplerde reddedilmiştir. Çelişkili bir şekilde bırakılmıştır.

 

  • Kaymakamın telefonu olaydan sonra sağlam ve çalışır vaziyette 45dk. (HTS kayıtlarında da sabittir) boyunca açık olduğu ve daha sonrasında kapatıldığı, Kaymakamın abisinin beyanlarında belirtilmiştir. En büyük delil olan Kaymakamın cep telefonun kim tarafından, kime teslim edildiği, ne zaman teslim edildiği, daha sonra kim tarafından sıvı ile temas ettirildiği, olaydaki en büyük delil olduğu halde herhangi detaylı bir inceleme yapılmamıştır.

 

  • Kaymakamın Kayyum olmadan önce 2 (iki) yakın koruması bulunmaktadır. Yakın korumalarından biri olan Yunus YAVAŞ tayin olduktan sonra Emniyet tarafından 2. koruma memuru görevlendirilmemiştir. Kayyumlukla birlikte buna ilave olarak 2 (İki) adet özel hareket polisi ilave edilmiştir. Ancak özel hareket polisleri Ahmet KURT ve Kerim AKBIYIK patlamanın olduğu gün ilk defa kaymakamlık binasına gelmişlerdir. İkinci yakın koruma polisi görevlendirilmemesi, iki Polis Özel Hareketin binayı ilk defa görecek şekilde görevlendirilmesinin ortaya çıkarılması gerekirken herhangi bir işlem yapılmamıştır.

 

  • Ozan ÇELİK Şerif Mesutoğlu’nun küçük kardeşidir. 2016 yılında Diyarbakır ilinin Deve geçidi mevkiinde öldürülmüştür. Ozan ÇELİK’in öldürülmesi olayı neticesinde aile müşteki olmuş ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/16686 soruşturma no’lu ve 2018/12141 soruşturma no‘lu dosyalar mevcuttur. Soruşturma dosyasında herhangi bir ilerleme olmadığını gördükleri için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmışlardır. 2018/27560 başvuru numarası ile Anayasa Mahkemesi’nde talepleri mevcuttur. Abisinin, intikamını almak için bu eylemi gerçekleştirdiği söylenmiş ve buna dayanarak ceza verilmiştir.

 

  • Dosyada Şerif Mesutoğlu’na ait olduğu iddia edilen el yazısı ile yazılmış bir not bulunduğu söyleniyor. Ancak dosyaya eklenmemiş sadece dijital veri olarak dosyada yer almış.

ÖLDÜRÜLEN KAYMAKAMIN YAKINLARI OLAYI DERİK EMNİYET MÜDÜRÜ YAPTI DİYOR

Ali Haydar Safitürk’ün 25 Şubat tarihli Facebook paylaşımından olduğu gibi alıntı;

“Mardin de 4 yıldan beri görev yapan vali m.yaman  09.11.2016 da  ŞEHİT KAYMAKAM MUHAMMET FATİH SAFİTÜRK e kendi özel telefonundan şu mesajı çekiyor…

Mit Polis ve Jandarma İstihbaratından aldığımız sağlam verilere göre yarın sana bombalı saldırı yapılacak … tedbirini al . . .

Şehit Kaymakam Muhammet Fatih SAFİTÜRK

Elimdeki imkanlar ile gerekli tedbirleri aldım. Verdiğin bilgi için teşekkür ederim efendim diyor . . . . .

10 .11.2016 da  Kaymakam’ ın makamında masasının çekmecesine konan bomba uzaktan kumanda ile patlatılarak yaralanıyor . . .

  1. 11.2016 da Kaymakam skandallarla dolu bir hastahaneler serüveni ile ŞEHİT oluyor . . . .

12.11.2016 da Kaymakam SAKARYA da ikindi namazına müteakip yüzbinlerin katıldığı bir şehitlik merasimi ile defnediliyor…

12.11.2016 da saat 13.00 aa patentli haber bültenlerinde mardin valiliği bilgilendirmesine göre katiller henüz gözaltına alınmamış olan yazı işleri müdürü t.e. olarak bildiriliyor…

2 yılı aşkın yapılan yargılamalar sonunda olayın failleri o gün ilan edilen kişilerin olmadığı anlaşılıyor. . .

Patlama ile ilgi can alıcı bir çok yaşanmış sıkan dallar olmasına rağmen 1 kişi ye 2 kez müebbet ceza veriliyor.

Olay yerindeki tüm deliller o günün emniyet amiri.. bu gün bolu geredede emniyet amiri olarak görev yapan mustafa hakan kutluay tarafından tutanaksız olarak bilinçli bir şekilde kaldırılıp yok ediyor….

Şimdi ise Şehit Kaymakamın Anne Babası ŞEHADET in 4 ncü yılında mahkeme mahkeme gezerek bari çocuğumuzun katillerini bulun deyerek  ADALET aramaktadırlar . . . .”

Ailenin buna benzer yüzlerce paylaşımı var. Ve hiçbirinde Şerif Mesutoğlu suçlanmıyor. Aksine cinayeti onun yapmadığı ifade ediliyor. Sayfa da incelenebilir.

10 Haziran’da Mardin valisinin merkeze çekilmesinde ailenin ifadesinin etkili olduğu haberleri yapıldı.

DİRENİŞLER MECLİSİ ÇALIŞMASIYLA